Muhasebe Haftası'nı kutladığımız bu dönemde, mesleğimizin zorluklarına dikkat çekmek ve bu sorunları daha yakından incelemek istiyorum. Her yıl olduğu gibi bu hafta, mali müşavirlerin katkılarının ve çabalarının takdir edilmesi için önemli bir fırsat. Ancak, bu kutlamaların yanı sıra, mesleğimizin ne kadar zorlaştığını, hangi yeni yüklerin altına girdiğimizi de konuşmalıyız. Özellikle enflasyon muhasebesi, değişen vergi mevzuatları, asgari kurumlar vergisi gibi düzenlemeler ve hala devam eden eski angaryalar, her geçen gün işimizi daha karmaşık ve yoğun hale getiriyor. Bu yazıda, mesleğimizin en güncel zorluklarına dair birkaç başlık altında düşüncelerimi paylaşıyorum.
Enflasyon Muhasebesi: Rakamlarla Boğuşmak
Son birkaç yılda Türkiye’nin karşılaştığı yüksek enflasyon, finansal tablolarda yapılması gereken düzeltmelerin önemini daha da artırdı. Enflasyon muhasebesi, yüksek enflasyon ortamlarında şirketlerin finansal durumlarını doğru bir şekilde yansıtabilmesi için gerekli bir uygulamadır. Ancak, bu süreç, mali müşavirler için oldukça karmaşık ve zaman alıcı. Şirketlerin mali tablolarında yapılması gereken düzeltmeler, özellikle küçük işletmeler için zorlayıcı olabilir.
Örneğin, diyelim ki bir tekstil firması, 2023 yılı sonunda %60’lık bir enflasyon oranı ile karşılaştı. Mali müşavir olarak, firmanın envanterini enflasyon oranına göre düzeltmek zorundayız. Bu durumda, her bir stok kaleminin maliyetini ayrı ayrı güncellemek ve bu değişiklikleri finansal tablolara doğru şekilde yansıtmak gerekiyor. Bu sadece bir defter kaydı meselesi değil, doğru hesaplamalar yapmak, enflasyon oranlarını doğru bir şekilde uygulamak ve her bir düzeltmeyi dikkatlice kontrol etmek gerekiyor. Ayrıca, enflasyon muhasebesi, finansal tablolarda belirli kalemlerin yer değiştirmesine de yol açabilir, bu nedenle müşterilere bu değişikliklerin neden gerekli olduğunu açık bir şekilde anlatmak da önemli bir görev.
Küçük işletmeler için bu düzeltmeler genellikle karmaşık ve zaman alıcı olabilir. Müşteriler, bu düzeltmeleri anlamakta zorluk çekebilir, dolayısıyla daha fazla zaman harcayarak eğitim ve açıklama yapmamız gerekebiliyor. Sonuç olarak, enflasyon muhasebesi hem mali müşavirin iş yükünü artırıyor hem de şirketin finansal süreçlerini daha karmaşık hale getiriyor.
2. Sürekli Değişen Mevzuat ve Asgari Kurumlar Vergisi
Vergi mevzuatındaki değişiklikler, mali müşavirlerin sürekli olarak güncel kalmalarını zorunlu kılıyor. Özellikle son düzenleme ile hayatımıza giren “asgari kurumlar vergisi”, işi daha da karmaşık hale getiriyor. Asgari kurumlar vergisi şirketlerin, belirlenen indirim-istisnaların ve diğer giderlerin hesaplanan matrahtan düşülememesinden dolayı geçmiş yıllarda yapmış olduğu vergi planlamalarının önüne geçiyor. Bu durum şirketlerin yapılan planlamaların uygulanamamasından dolayı da belirli bir miktar vergi ödemesini zorunlu kılıyor ve bu da işin içine oldukça karmaşık bir durum ekliyor.
Örneğin, diyelim ki bir hizmet sektörü şirketi, 2024 yılında büyük bir finansal sıkıntı yaşadı ve net bir zarar açıkladı. Ancak, asgari kurumlar vergisi uygulaması gereği, şirket 2024 yılındaki zararını, 2025 döneminde geçmiş yıl zararlarından mahsup edemediği için belirli bir tutarda vergi ödemek durumunda kalabiliyor. Bu durumda, zararı olmasına rağmen şirket, bu vergiye tabii oluyor.
Ve işin en zorlayıcı kısmı, mali müşavir olarak bu durumu müşterinize anlatmak. Müşteri, “Benim karım yok, neden vergi ödüyorum?” diye sormaktan geri durmuyor. Bu durumda, sadece yasal düzenlemeleri bilmek yeterli olmuyor; aynı zamanda müşteriye bu değişikliğin nedenini ve nasıl bir çözüm önerdiğimizi de net bir şekilde açıklamak gerekiyor. Bu tür güncellemeler, teknik bilgi gerektiriyor, fakat aynı zamanda bir anlamda rehberlik yapmamız da isteniyor.
Bu durumu anlatırken, aslında işimizin sadece muhasebe ve hesaplama işlerinden ibaret olmadığını, aynı zamanda danışmanlık yapmamız gerektiğini de bir kez daha gözler önüne seriyor.
3. Eski Angaryaların Devam Etmesi: Dijitalleşmeye Direnç
Bir diğer zorluk, hala muhasebe uygulamalarında devam eden eski angaryalar. Dijitalleşme çağında yaşamamıza rağmen, hâlâ elle tutulan defterler, fiziki evraklar ve bürokratik işlemlerle uğraşmak zorundayız. Özellikle KOBİ’lerle çalışırken, bu eski sistemler işin verimliliğini ciddi şekilde düşürüyor.
Örneğin, her yıl düzenlediğimiz vergi beyannamelerinde hala bazı müşteriler, fişleri, faturaları ve diğer belgeleri elle toplamak zorunda kalıyorlar. Bu, bir mali müşavir için oldukça zaman alıcı ve hata yapma riski taşıyan bir süreç. Ayrıca, bazı resmî kurumlar hala dijital imza yerine fiziki imza talep ediyor. Bu da her bir belgeyi fiziken teslim etme zorunluluğu anlamına geliyor. Bu tür angaryalar, dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde mesleğimizi gerçekten zorlaştırıyor. Hem zaman kaybı yaşanıyor hem de manuel işlem hataları artabiliyor.
Dijitalleşmeye direnç gösteren bu eski uygulamalar, mali müşavirlerin iş yükünü artırırken, daha verimli çalışmalarını engelliyor. Eğer bu bürokratik işlemler azaltılabilse, mali müşavirler daha stratejik ve katma değerli hizmetler sunabilecekleri alanlara odaklanabilirler.
4. Resmî Kurumların Talep Ettiği Veriler ve Bürokratik Yük
Mali müşavirlerin iş yükünü artıran bir diğer önemli konu da Türkiye’deki devlet kurumlarının mali müşavirlere yönelik veri taleplerinin çeşitliliği ve tekrarı. Gelir İdaresi Başkanlığı, SGK, TÜİK, Ticaret Bakanlığı gibi kurumlar, işletmelerin finansal verilerini farklı formatlarda talep ediyor. Her kurumun kendi raporlama sistemleri ve veri formatları var, bu da hem zaman kaybına hem de hata yapılmasına yol açıyor. Çünkü aynı veriyi birden fazla kuruma aynı anda sunarken, her seferinde farklı formatlar kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Herhangi bir eksiklik ya da hata, cezai yaptırımlara veya mükellef için ek yükümlülüklere neden olabiliyor.
Bu durum, işin stratejik ve danışmanlık yönüne odaklanmayı zorlaştıran bir angarya haline gelebiliyor. Resmî kurumlar tarafından talep edilen verilerin toplanması ve teslim edilmesi, mali müşavirlerin aslında uzmanlık alanı dışındaki birçok operasyonel görevi üstlenmelerine neden oluyor. Bu da hem iş verimliliğini düşürüyor hem de mesleğimizin asıl hedefi olan finansal danışmanlık alanında derinlemesine çalışmamızı engelliyor.
5. Mesleki İtibar ve Katkının Yeterince Tanınmaması:
Bütün bu zorluklarla mücadele ederken, mali müşavirlerin en büyük hayal kırıklıklarından biri ise, toplumda ve kamuoyunda genellikle hak ettikleri değeri görememeleri. Ekonominin sağlıklı işlemesi için kritik bir görev üstlenen mali müşavirler, maalesef yeterince takdir edilmiyor. TÜRMOB ve diğer meslek örgütleri bu farkındalığı arttırmaya çalışsa da genel olarak kamuoyu ve resmi mercilerde mesleğin önemi yeterince vurgulanmıyor.
Mali müşavirler, sadece vergi beyanlarını düzenleyen ve şirketlerin mali tablolarını hazırlayan kişiler değil; aynı zamanda işletmelerin finansal geleceğini şekillendiren, stratejik kararlar alan danışmanlardır. Ancak, birçok zaman bu katkı kamuoyu ve diğer paydaşlar tarafından göz ardı edilmektedir. Özellikle devlet tarafından getirilen yeni düzenlemeler ve uygulamalar, mali müşavirlerin omuzlarına büyük bir yük binerken, mesleki itibar ve katkılarının da daha fazla takdir edilmesi gerektiği aşikâr.
Sonuç: Geleceğe Umutla Bakmak
Muhasebe Haftası’nı kutlarken, mesleğimizin geleceğini de düşünmek zorundayız. Enflasyon muhasebesi, sürekli değişen mevzuat, asgari kurumlar vergisi ve eski angaryalar, mali müşavirlerin omuzlarına binen ağır yükler olarak karşımızda duruyor. Bu sorunların çözümü için hem meslek örgütlerimize hem de devlet kurumlarına büyük görevler düşüyor. Dijitalleşmenin hızlandırılması, bürokratik işlemlerin azaltılması ve mesleğimizin daha stratejik bir role evrilmesi hem mali müşavirler hem de iş dünyası için büyük bir rahatlama sağlayacaktır.
Bu zorlu süreçte, meslektaşlarımızın emeğini takdir ediyor ve Muhasebe Haftası’nı kutluyorum. Umuyorum ki, gelecekte mesleğimiz daha da değerlenecek ve bu zorlukların üstesinden hep birlikte geleceğiz.
Muhammet Baki AY
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir